Telefon
WhatsApp
Resmi ve “gerçek enflasyon” arasındaki fark arttıkça halk yoksullaşıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), dün enflasyonun ağustosta yüzde 1,12 arttığını, yıllık bazda ise yüzde 19,25 olduğunu açıkladı.

TÜFE'de (2003=100) 2021 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,12, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 11,65, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,25 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,78 artış gerçekleşti.

TÜİK'e göre, ağustostaki gıda enflasyonu yıllık yüzde 29 artarak son 28 ayın zirvesine çıktı. Enflasyon ile gıda enflasyonu arasındaki 10 puanlık fark dikkat çekti.

Tüketici Hakları Derneği (THD) Gaziantep Şube Başkanı Bülent Yılmaz, ağustos enflasyon verilerine ilişkin İLKHA’ya önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), dün enflasyonun ağustosta yüzde 1,12 arttığını, yıllık bazda ise yüzde 19,25 olarak açıkladığını anımsatan Yılmaz, TÜİK’in açıkladığı rakam ile çarşı pazardaki rakamlar arasında ciddi farklar olduğuna dikkat çekti.

Halkın hissettiği “gerçek enflasyon”un daha yüksek seviyelerde olduğunu ifade eden Yılmaz, resmi veriler ve hissedilen “gerçek enflasyon” arasındaki farkın arttıkça halkın giderek yoksullaştığını dile getirdi.

Enflasyon oranlarının artmaya devam ettiğini belirten Yılmaz, “Son 5 yıla baktığımızda 2017'de yüzde 17 olan enflasyon 2018'de yüzde 20’ye, 2019'da yüzde 12’ye düşmesine rağmen 2020’de yüzde 14.6’ya çıkmıştı. Dün açıklanan enflasyona baktığımızda da son 1 yıllık enflasyon oranı 19,25’tir. Yani yüzde 20’ye dayanmış durumda. Daha da acı olanı enflasyon oranları içerisindeki artışta gıda enflasyonunun genel enflasyon içerisindeki oranı çok daha fazla. Gıda enflasyonunda ki artış yüzde 29'a ulaşmış durumda ki bu rakam devletin açıkladığı rakamdır. Oysaki çarşı ve pazara çıktığımızda, alışverişe gittiğimiz de bunun çok ama çok daha üzerinde bir enflasyon oranını hepimiz zaten görüyoruz.” dedi.

“Fiyat artışları ile mücadele edilmesi gerekiyor”

Enflasyonun vatandaşa yoksullaşmayı getirdiğini belirten Yılmaz, “Öyleyse bizi yönetenlerin bu yoksulluğa karşı siyaset üretmesi, politika üretmeleri gerekiyor. Özellikle temel ihtiyaç ürünlerinden elektrik, su, ısınma ve gıda ürünlerindeki fiyat artışları ile mücadele edilmesi gerekiyor. Her şeyden önce ülkede hukuk ve demokratikleşme kavramlarının artık tartışılmaması gerekiyor. Bu ülkede hukuk ve demokratik yönetimi artık bir daha kimsenin kımıldatmayı bile aklından geçirmeyeceği bir şekilde yerleştirmemiz gerekiyor. Bu ülkede hukuk ve demokratikleşme konusunda vatandaşlarımızın ikna olduğu gün enflasyonun düşmeye başladığı gün olacak. Bunu çok net olarak söylüyorum, hiçbir şey yapmaya gerek yok. Öncelikle buradan başlamak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Bizi yönetenlerin tasarruf noktasında vatandaşa örnek olmaları gerekiyor”

Kaynakların doğru kullanılması ve israf edilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Ülkemiz zengin bir ülke, ülkemizin kaynakları son derece zengin, sanayimiz son derece gelişmiş, özellikle Gaziantep sanayisi daha da gelişmiş ve ülke ortalamasının ise üzerindedir. Öyleyse biz bu kadar üreten bir ülke isek, bu kadar ekonomisi güçlü bir ülke isek enflasyon neden bu kadar yüksek? Demek ki biz kaynakları doğru kullanmıyoruz. İsraf ediyoruz, tasarruf etmiyoruz. Vatandaş olarak da devleti yönetenler olarak da tasarruf etmiyoruz. Vatandaş olarak da israf ediyoruz devleti yönetenler olarak da ne yazık ki israfı dikkate almıyoruz. Öncelikle bizi yönetenlerin tasarruf noktasında vatandaşa örnek olmaları gerekiyor. Bu öyle göstermelik olmamalıdır. Ülkeyi yönetenlerin samimi olarak bunu vatandaşa göstermeleri gerekiyor. Kaynakları doğru kullandığımız, harcamalarımızı doğru seviyede harcadığımız, israf yapmadığımız ve tasarrufa yönlendiğimiz gün enflasyonda artık düşecektir. Bunun da bir an önce artık başlaması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Öncelikle halkın refah düzeyini arttırmamız lazım”

Ekonomi alanında bir an önce yanlış uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, şunları söyledi.

“Elektrik, su, doğalgaz, ısınma ve gıda; vatandaşın en temel ihtiyaçlarıdır. Bu ülkenin çok büyük telefonlara, lüks arabalara ihtiyacı yok. Devleti yönetenler olarak öncelikle vatandaşın temel ihtiyacı olan şeyler de bizim onlara kolaylık sağlamamız lazım. Ülke olarak ya gelirinizi artıracaksınız ya gelirinizi artıracaksınız ya da harcamanızı kısacaksınız. Çünkü bu ekonominin önemli kuralıdır. Ülke olarak bir geliriniz varsa, bunu yapmak zorundasınız. Buna da artık bir yerden başlamak zorundasınız. Parası olmayan biri araba, ev almaz. Bugün ülkenin içinde bulunduğu durum da bu şekildedir. Eğer ki ekonomik olarak ülkenin durumu iyi değilse yatırımları artık kısmamız lazım. Çok büyük binalar ve yatırımlara girmememiz lazım. Öncelikle halkın refah düzeyini arttırmamız lazım. Bunu yaptıktan sonra tasarruftan sonra biriken paralarla yatırımları yapabiliriz. Ama öncelikle vatandaşımızın refah seviyesini sağlamamız lazım. Bütçe yapmadım bir aile geçimini yapabilir mi? Kişinin geçimi 100 lira ise 150 lira harcayamaz. Bugün ülkemizde olan da tam olarak budur. Ülke olarak biz, bize ait olmayan bir parayı harcıyoruz. Bu nedenle muhakkak bütçe disiplinine önem verilmesi, devletin gelirlerini artırması ama en başta da planlı ve programlı bir harcama yapması lazım. Bunu yapacak olan da devlettir. Hak ne yapabilir?”

Ailesini asgari ücretle geçindiren birinin ev kirasını ödemesi, çocuğunu okula gönderirken ihtiyacı olan kırtasiye ürünlerini alması, okula gitmesi için servis tutması, harçlık vermesi, ısınma için para vermesi gerektiğini belirten Yılmaz, tüm bunları sağlama görevinin de devletin görevi olduğunu ifade etti.

Asgari ücretlinin her ay maaşını alırken vergi ödediğini belirten Yılmaz, bunun da karşılığını devletten beklemesinin de doğal olduğuna dikkat çekti.

“Kamu yatırımlarını doğru ve yerinde kullandığımızda enflasyon düşecektir”

Toplum kesimleri arasındaki kaynaşmayı sağlanılması gerektiğini belirten Yılmaz, “O gergin siyasetin ortamından ülkeyi bizim çekim kurtarmamız, önce bir rahatlama, sevgi, saygı, kardeşliği, hoşgörüyü egemen kılıp insanlarımız arasında ki o güveni tesis etmemiz, arkasından hukukun, demokrasinin ve ekonominin kuralları, uluslararası evrensel kuralları ne ise bugünden ötesi yok uygulamaya koymamız lazım. Çünkü bunun başka yolu yok. Öyleyse biz enflasyonu düşüreceğiz ve enflasyonu düşürmek de başta devleti yönetenlerimiz olmak üzere biz vatandaşlar olarak da üzerimize düşeni yapıp gereksiz harcamalarımızı kısmak, tasarruf etmek, kamu yatırımlarını doğru ve yerinde kullanmak, arkasından bu durum zaten enflasyonun düşüşünü bize gösterecektir.” diye konuştu.

“Ortada bir fahiş artış olduğu açık”

Ağustostaki gıda enflasyonunun yıllık yüzde 29 artarak son 28 ayın zirvesine çıktığına dikkat çeken Yılmaz, “Enflasyon oranı 19, gıda enflasyonundaki oran ise yüzde 29 ve bu çok enteresan bir durum. Toptan eşya üretici fiyat endeksi yüzde 45.52, yani bu aslında başka bir tehlikeyi de gösteriyor. Yani üreticinin yaptığı zammın belki de daha gerçek anlamındaki tüketici fiyatlarına yansımadığını da bize gösteriyor. Üretici fiyatındaki enflasyon yüzde 45.52, tüketici enflasyonu yüzde 19 ve biz ikisinin de birbirine paralel gitmesini bekleriz. Fakat tüketici enflasyonu üretici fiyatındaki artışın yarısından bile düşük. Gıda enflasyonuna baktığımızda, yüzde 29 ve gıdadaki artış son bir yılda bu seviyeye çıkmış. Bu durum vatandaşı daha da zorluyor. Çünkü arada 10 puanlık bir fark var. Demek ki bir yerlerde haksız kazanç, stokçuluk, spekülasyon ve tekel var. Bunu denetleyecek olan kamudur, konunun muhatabı olan Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’dır. Buradaki artışın sebebini de vatandaşa anlatmaları lazım. Tüketici Hakları Derneği olarak biz bunu bekliyoruz. Bu artış neden kaynaklanıyor? Tüketici enflasyonu yüzde 19 iken ki çok yüksek, gıda enflasyonunun oranı ise yüzde 29 olmuş. Biz, bunun açıklamasını bekliyoruz. Ortada bir fahiş artış olduğu açık.” dedi.

Yılmaz, gıda fiyatlarında uzun bir süredir yükselişin yaşandığına dikkat çekerek vatandaşın son aylarda gıdaya erişiminin zorlaştığını ifade etti.

“Evim” isimleriyle bilinen ve tasfiyesine karar verilen tasarruf finansman şirketlerinin mağdurlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan (TMSF) şikayetçi olduklarını da sözlerine ekleyen Yılmaz, bu konuda da vatandaşların mağdur olduğunu belirtti. (İLKHA)

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

eczane

Reklam

Yazarlarımız

Bismil Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği